''When you have to shoot, shoot. Don't talk.'' - Tuco

23.1.11

L.A Confidential - Los Angeles Sırları


IMDB sitesinin Top 250 lisetesinde 67. sırada bulunan ve izlememin nedeni de bu olan film. 1997 yapımı tam bir polisiye ve oldukça başarılı. Böyle bir kadroyla başarılı bir film çekemeselerdi herhalde en büyük hayal kırıklıklarından biri olarak anılırdı. Ancak böyle bir durum söz konusu değil.

Öncelikle filmin kurgusu çok başarılı. Durum şöyle: filmin ilk bölümlerinde herkes birbirini dövüyor, vuruyor ve durmadan bir şeyler oluyor. Buralarda çok dikkatli olunması lazım. Dikkatiniz başka yerde olursa veya uykulu bir şekilde izlerseniz kaçırısınız bir kere daha izlemeniz gerekir dikkat. Ardın her şey yerli yerine oturmaya başlıyor. Her geçen dakikada ''lan?'', ''ama?'' gibisinden tepkiler vermeye başlıyorsunuz. Sonrasındada bütün durum belli oluyor.


Konusuna gelecek olursak - Konudan az bahsetmeye çalışıyorum çünkü sonra bir bakıyorum bütün filmi anlatmışım - anlatması o kadar kolay değil. 1950 lerde Los Angeles tam bir yükselişte. Hayaller şehri. Tuttuğun altın oluyor. Tabi bu durum sadece filmin başındaki Los Angeles'a gelin gibisinden bir tanıtım filmiyle sınırlı olduğunu görüyorsunuz.

Şehrin Organize Suç şebekesini yöneten Micky Cohen tutuklanınca meydan boş kalıyor ve bir çok kişi onun eyrini doldurmaya çalışıyor. Burada polisin rolü önemli. Devreye kariyerini düşünen ispiyoncu Ed Exley (Guy Pearce) , Badge of Honour isimli polisiyeye danışmanlık yapan Jack Vincennes (Kevin Spacey) , pek zeki olmayan ama çok iyi bir polis Bud White (Russel Crowe) ve bunların başındaki adam Dudley Smith (James Cromwell) giriyor.


Bu sayılanların hepsi hikayenin farklı parçalarını oluşturuyor ve sonunda birleşiyor. Birde Danny Devito ve Kim Basinger var ki Danny Devito oldukça renkl bir karakter olmuş. Kim Basinger ise bu rolle nasıl Oscar almış şaşırdım. Yani kötü değil ama Oscarlık bir performans yok ortada. Gerisini filmi izleyerek öğreneceksiniz. Size önerim dikkatli izleyin.

Film James Ellroy'un aynı isimli romanından uyarlama. Onuda belirtelim.


Filmde Ed Exley'in küçükken babasını vurup kaçan ve bir daha bulunamayn bir karakterden bahsediliyor. Ed bu adamın ismini bilmeiği için aklından Rollo Tomasi ismini uydurmuş. Rollo Tomasi'nin The Usual Suspects'deki Kayser Soze ile olan benzerliği dikkat çekici ancak buradaki Rollo Tomasi herkese göre değişiyor. Herkesin bir Rollo Tomasi'si vardır gibisinden.



Film hakkında daha fazla bahsedebileceğim bir şey yok. Oldukça güzel bir polisiye. Kasvetli bir hava söz konusu değil. Kendini izlettiriyor.

Şimdi bana diyeceksiniz: ''ne biçim yazı yazmışsın? filmin kötü adamı diyorsun kötü adamı söylemiyorsun. zaten yazıda kötü. senin yorumlayacağın filme ben.'' ben de diyeceğim ki: ''sana polisiye filmde kötü adamı söylersem nasıl izleyeceksin?'', ''yazının kötü olduğu doğru. belki de yazılanlar arasında en kısırı. sağlık olsun.''

Size ekşi sözlük'te filmle ilgili bir girdi:
''russel crowe'un, kim basinger dahil kadrodaki herkesi dövdüğü film.'' oldukça komik fakat doğru bir tespit.

İyi seyirler...

1 yorum:

  1. filmde ki kötü adamların polis olma ihtimali yüksek ispiyoncu bir polisin varlığı ipucu oldu.

    en kötü karakterde muhtemelen Russel Crowe'un oynadığı karakter olmalı Kim Bassinger dahil herkesi dövmüş bir karakter ya kötü polisleri dövmüştür ya da kötü polislerin en kötüsü olduğu için onları dövmüştür..

    Bu filmi listeme almıştım bilgiler için saol..

    YanıtlaSil