''When you have to shoot, shoot. Don't talk.'' - Tuco

30.1.11

Trainspotting

Sitenin renginede tam uydu

Irvine Welsh'in aynı isimli romanından uyarlanan bir film Trainspotting. Çoğu uyarlamada olduğu gibi Trainspottingde de film kitabın önüne geçmiş ve kitabın popülerliğini arttırmış. Bende kitabı olduğunu filmden sonra öğrendim gerçi o benim ilgisizliğim ama durum bu.

Başlamadan önce Trainspotting'in ne olduğunu açıklamalıyım sanırım çünkü Türkçesi henüz bulunamamış bir sözcük. Trainspotting bir oyun, bir hobi. Bir tren istasyonuna oturup gelen geçen trenlerin numaralarını yazarak icra ediliyor. Ta ki ülkedeki bütün trenleri görene kadar. Tabi yazmadan resim çekilerek de icra edilebilir. ''e kardeşim bunun filmle ne alakası var?'' derseniz açık söyleyeyim: bilmiyorum, anlamadım. Belki de başka bir anlamı varda ben sadece oyun olanını bulabildim.


Film uyuşturucu filmi genellemesine aslında dahil değil. Gerçi bu durum izleyiciye göre değişkenlik gösterir ama bir Requiem for a Dream kadar değil. Uyuşturucu o zamanki İskoç gençliğinin kaçış yolu denebilir. Gençlik işsiz, boş ve yıllardır İngiltere gibi sömürgeci bir ülkenin gölgesinde yaşamaktan bıkmış durumda. İşte bu durumdan bir an olsun kaçabilmek için uyuşturucu kullanıyorlar. Zaten bu durumu anlayabilmek için filmi pür dikkat izlemenize gerek yok. Renton bir sahnede bize oldukça güzel bir dille anlatıyor.

Seçimlerle başlıyor her şey. Hayatı seçmek, işini seçmek, arkadaşlarını seçmek. İnsanları kendisi yapan bir o kadar da uzaklaştıran etkenler. Şimdi diyeceksiniz ''nasıl ikisi birden olur lan saçmalama.'' ancak durum aynen böyle. fiyakalı bir okuldan mezun olmadıkça işsiz kaldığınız bir dünya bu. - ne kadar benziyoruz değil mi? -


Her şey kahramanlarımız Renton(Ewan McGregor), Spud(Ewen Bremner) ,Begbie (Robert Carlyle), Sick Boy(Johny Lee Miller) ve Tommy(Kevin McKidd) etrafında işliyor. Bir kesimin uyuşturucu almak için kullandıkları bir kaçış noktaları var. Burada toplanıyor, uçuyor ve her şeye kaldığı yerden devam ediyorlar. İşsizler, güçsüzler, orada burada yatıyorlar. İhtiyaçları ise para ve uyuşturucu. Tabi birde ''O zehiri ne vücuduma alacağım diyen bir ekip var.'' ki en basitinden sigara konusunda bile herkesin karşılaşabileceği bir cümle - benimde tepkim aynen böyle -

Filmde Diane ile Renton'ın ilk karşılaştıkları sahnede aralarında geçen ve bana çok yakın bulduğum bir replik var ve bunu göstermeden edemeyeceğim:

''Do you find that this approach usually works, or, let me guess, you've never tried it before. In fact, you don't normally approach girls, am I right? The truth is that you're a quite, sensitive type but if I'm prepared to take a chance I might just get to know the inner you: witty, adventurous, passionate, loving, loyal, a little bit crazy, a little bit bad, but, hey, don't us girls just love that?''
 
Filmi başarılı kılan en önemli etkenlerden biri her şeyin izleyiciye 
göre değişebilir olması. Kimi der ki: ''Bu film uyuşturucuya özendiriyor 
cık cık cık.'' kimi de: ''Şunu izlede aklın başına gelsin uyuşturucu 
neymiş gör.'' Tabi film uyuşturucu filmi değil ama etkilerinden biri 
de bu ki bana sorarsanız durum şöyle önce uyuşturucuya özendiriyor 
hem de ciddi ciddi acımadan özendiriyor hatta: ''En iyi orgazmını 
düşün, şimdi onu binle çarp'' gibi bir replik geçiyor ki patlama anı. 
Ancak sonrasında gelişen olaylarda hiç de böyle bir durumun söz konusu 
olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Yani o orgazmın bin katını 
yaşarsın ama bir o kadar da kötüsünü yaşamaya hazır mısın?


Şimdi şöyle yapın: Clockwork Orange'dan biraz alın, Requiem for a Dream'den biraz alın, şahane bir yorum, güzel müzikler ekleyin. Karıştırın. Alın size Trainspotting. Tabi bu söylediklerimi çakma, çalıntı gibi sözcüklerle bağdaştırmayın. Sadece aklınızda canlanması için söylüyorum. Yoksa oldukça farklı bir havası, hikayesi ve konusu var. Fakat Ewan McGregor'ın Clockwork Orange'daki Malcolm McDowell ile olan benzerliği dikkatimi çekmedi değil.

Filmi özellikle izlemek istememin nedeni ''tam benim tarzım.'' dememdi. Tabi bu tarzın tamamen Ewan McGregor'ın soğuk renklerin hakim olduğu bir İngiliz filmi resmini görmemden ve altında da Trainspotting yazısını görmemden oluştuğunu söylemem lazım.

Danny Boyle tam anlamıyla döktürmüş. Müzik seçimleri çekimler çok hoş. Film neredeyse durmuyor. Devamlı bir hareket hakim. Sıkmıyor. Birkaç kere baymadan izleyebilirsiniz. Zaten 1,5 saat gibi kısa bir süreye sahip.


Film seçimlerle başladığı gibi seçimlerle bitiyor. Başta eleştirdiği seçimleri seçerek noktayı koyuyor. Bu içi boş düzene oturmayı kabulleniyor ki burada içi boş düzenden kastımı şöyle açıklıyor:

''So why did I do it? I could offer a million answers, all false. The truth is that I'm a bad person, but that's going to change, I'm going to change. This is the last of this sort of thing. I'm cleaning up and I'm moving on, going straight and choosing life. I'm looking forward to it already. I'm going to be just like you:
the job, the family, the fucking big television, the washing machine, the car, the compact disc and electrical tin opener, good health, low cholesterol, dental insurance, mortgage, starter home, leisurewear, luggage, three-piece suite, DIY, game shows, junk food, children, walks in the park, nine to five, good at golf,
washing the car, choice of sweaters, family Christmas, indexed pension, tax exemption, clearing the gutters, getting by, looking ahead, to the day you die.''

İşte size içi boş düzenin içi boş istekleri.



Film çok sağlam göndermeler, ironiler, müzikler, oyunculuklar barındırıyor. ''Danny Boyle iyi lan.'' dedirtiyor. Bir de şunu ekleyeyim Irvine Welsh'in Trainspotting karakterlerinin 30 lu yaşlarını anlattığı Trainspotting 'in devamı niteliğinde Porno isminde bir romanı varmış. Meraklılarını duyurulur.

İyi seyirler...

6 yorum:

  1. ben de filmden sonra welsh le tanıştım. filmi defalarca izleyip sonra kitabını da defalarca okudum. çok güzel anlatmışsın filmi gerçekten. kesinlikle içinde bulunulan durumdan kaçma mücadelesi nasıl da bataklığa dönüşebiliyor gözler önüne sörüyor film. bu arada porno da muhakkak okunmalı üzerine. o da eşsiz bir yapıt. filmi çekilmediği için yazık oldu bence. oyuncular yaşlandı artık onca zamandan sonra. çekilecekse de aynı kadroyla çekilemez =(

    YanıtlaSil
  2. belki de hala bir şans vardır diyeceğim ama her şey McGregor ile bitmiyor ne yazıkki. İlgilenip yorum yazdığınız için teşekkür ederim. İyi seyirler...

    YanıtlaSil
  3. trainspotting'in ne olduğuna dair ben başka şeyler duymuştum. tren penceresinden kafa uzatmaya dayanan bir oyun. tren seyir halindeyken üç kişi pencereden sarkıyor. rayların yanındaki direklere en yakın kafasını içeri çeken kazanıyor. yani bir cesaret oyunu. filmdeki iskoç gençlerin durumu için daha anlamlı bi tanım bence.

    YanıtlaSil
  4. evet onu bende okumuştum ama filmle alakalı olmasına rağmen mantıksız bir oyun gibi geldiğinden yazmamıştım. ilgilenip bilgilerinizi sunduğunuz için teşekkürler...

    YanıtlaSil
  5. trainspotting kelimesiyle ilgili bi diyalog kitapta geçiyor ama filmde yok maalesef. Trenlerin numaralarını ve modellerini tahmin etme üzerine kumar tarzında bir oyun.

    YanıtlaSil
  6. Danny boyle'ın son açklamaları Trainspotting 2:porno'nun da geleceğini söylüyor.ama çok kusursuz bir çalışma olmasını istedikleri için üzerinde fazla çalışılıyormuş.Bu haber beni acaip mutlu etti :)

    YanıtlaSil