''When you have to shoot, shoot. Don't talk.'' - Tuco

19.8.12

Quadrophenia


’Ben başkaları gibi olmak istemem. Bu yüzden ben bir modum. Yani bir sınıfa ait olmalısın öyle değil mi? Yoksa denize atlayıp boğulsan da olur.’’ 

Hakkında ön bilgi sahibi olmadan film izlemek pek adetim değildir. Ancak 1979 yapımı Quadrophenia bir istisna oldu. Yalnızca kapaktan yola çıkarak da pek bir yere gelmek mümkün olmuyor tabii. 
1965 İngilteresindeyiz. ‘’Mod’’ ve ‘’Rocker’’ altkültürlerinin tavan yaptığı yıllar. Bir tarafta parka giyip bol aynalı scooterlara binenler. Diğer taraftaysa her biri Grease’den fırlamış olanlar. Daha ne kadar basit açıklayabilirim bilmiyorum. İlginçtir ki, sırf bu nedenlerden dolayı devamlı bir çatışma halindeler.
Karakter tiplemeleri böyle olan filmimiz bu gençliğin kültürel yapısı, yaşam tarzları, aralarındaki çatışmalar ve o yıl Brighton’da yaşanan mod-rocker kavgaları üzerine kurulmuş. Daha doğrusu uyarlanmış.
Phil Daniels - Leslie Ash

Karşımızda İngiliz işçi sınıfının kendi tabakasında bir yere gelme, sınıf atlama ya da en azından öyle gözükme mücadelesi var. Her biri basit işlerde çalışmasına rağmen kendilerini farklı göstermek en büyük istekleri. Bunu çok iyi başardıklarını da finale doğru çok iyi görüyoruz.

Bu karmaşayı biz de bir mod olan Jimmy’nin(Phil Daniels) tarafından izliyoruz. Diğer birçok mod gibi uyuşturucu bağımlısı olan karakterimiz mod olma konusunda oldukça ciddi. Fazla duygusal ve biraz da takıntılı bir karakter. Ancak o da zaman geçtikçe kendini ve hayatını sorgulamaya başlıyor. Her şeyin ne kadar yalan ve boş olduğunu ders ala ala anlıyor. Onunla birlikte biz de kardeşlik sandığımız bu durumun tek taraflı da olsa gerçek olmadığını görüyoruz. Filmde yaşanan olaylardan sonra hepimiz biriz, kardeşiz mesajının verilip verilmeyeceğine dikkat ettimse de pek öyle bir amaç taşımamışlar. Gerçekçi bir bakış açısı olmuş. 



The Who’nun aynı adlı albümü ve rock operasından uyarlama olan filmimiz, müzik üzerine kurulu olduğunu her fırsatta gösteriyor. Bir şarkını başından sonuna kadar çalması gibi normal bir filmde göremeyeceğimiz özellikleri mevcut. Tabii bu durum filme oldukça farklı bir atmosfer katmanı daha eklemiş. Özellikle bazı şarkılar çok iyi oturmuş. Yine de bu duruma alışkın olmayan bünyeler üzerinde zaman zaman boğuculuk yaratabiliyor.
Brighton’da karşımıza çıkan sarışın beyefendiyi tanıdığınızı düşünüyorsanuz yanılmıyorsunuz. Ace Face karakteri Sting’in ta kendisi. Filmin yapımcılarıysa The Who üyeleri. Notlarımızı düşmeden geçmeyelim.
Sonuç olarak, yer yer müzikten boğulacak duruma gelsenizde alışınca ve zevk almaya başlayınca hiçbir problem olmayan bir film Quadrophenia. The Who ile içli dışlı olmayan bünyeler üzerinde etki yaratabilecek bir güce sahip. Ancak biraz ön çalışma ile çok daha zevk alınabileceğini düşünüyorum. Dönem filmi olma konusunda da hakkını vermiş gözüküyor.  Deneyimlenmeli.

Filmin kötü adamınaysa karar vermekte oldukça zorlandımsa da oyumu ‘’Sosyal Sınıf’’lardan yana kullanıyorum.
İzleyin, izlettirin, iyi seyirler…

3 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzeltildi. İlginiz için teşekkürler.

      Sil
    2. güzel oldu bu yorum da silinsin gereksiz yer işgal etmeyeyim selamlar...

      Sil